Bir avuç bahçe toprağını elinize alıp ufaladığınızda ne gördüğünüz, o toprakta ne yetişeceğini büyük ölçüde belirler. Parmaklarınız arasında toz gibi dağılan ya da tam tersine sert bir tuğla gibi duran toprak, organik madde açısından fakir demektir. İşte kompost nedir ne işe yarar sorusunun pratik cevabı tam burada başlar: kompost, mutfağınızdan ve bahçenizden çıkan organik atıkları, toprağın kaybettiği o organik maddeye geri dönüştürme yöntemidir. Ne bir gübre reklamı ne de moda bir uğraş; ölçülebilir girdileri ve ölçülebilir çıktıları olan, kontrollü bir biyolojik süreçtir.
Kompost, organik atıkların oksijenli (aerobik) ortamda, bakteri, mantar ve toprak canlıları tarafından parçalanması sonucu ortaya çıkan koyu renkli, ufalanabilir, orman toprağı kokan bir malzemedir. Bitki artığı olarak yığına giren malzemenin hacmi süreç sonunda kabaca yarıya, hatta üçte bire kadar iner; kaybolan kısım büyük oranda karbondioksit ve su buharı olarak atmosfere döner. Geriye kalan, mikrobiyal işlemden geçmiş ve bitki köklerinin doğrudan kullanabileceği hâle gelmiş stabil organik maddedir.
Aradaki tek fark oksijendir, ama sonuçlar taban tabana zıttır. Oksijenli ayrışmada baskın mikroorganizmalar karbonu karbondioksite çevirir; ortaya çıkan koku toprak kokusudur. Oksijensiz (anaerobik) ayrışmada ise metan, hidrojen sülfür ve organik asitler oluşur; yığın çamurlaşır, ekşir ve o meşhur lağım kokusu ortaya çıkar. Bu yüzden kompost kokusu sorunu neredeyse her zaman bir havalandırma ya da nem sorunudur, malzeme seçimi sorunu değil. Karıştırma ve havalandırma alışkanlığı, kompostun kaderini belirleyen tek değişkendir denebilir.
Mikroorganizmalar enerji için karbona, çoğalmak için azota ihtiyaç duyar. Kompost literatüründe hedeflenen karbon/azot oranı genellikle 25–30:1 aralığındadır. Kuru yaprak, karton, talaş, saman gibi "kahverengi" malzemeler karbon tarafını; sebze kabukları, çim biçintisi, kahve telvesi gibi "yeşil" malzemeler azot tarafını besler. Nem oranı ise sıkılmış bir sünger hissi verecek şekilde, kabaca ağırlıkça %50–60 civarında olmalıdır. Bu dengeyi tutturmak, doğru oranın nasıl hesaplandığını anlatan ayrıntılı hesaplardan çok, sürekli gözlem ve düzeltme işidir.
Yeterli hacimde (genellikle 1 m³ civarı) ve dengeli kurulmuş bir yığın, ilk günlerde hızla ısınır. Termofilik aşamada iç sıcaklık 55–65 °C'ye çıkabilir; bu aralık yabancı ot tohumlarının ve birçok bitki patojeninin etkisiz hâle geldiği bandtır. Ardından sıcaklık düşer ve aylar süren olgunlaşma dönemi başlar. Sıcak kompost yönteminde bu eğri bilinçli olarak yönetilir; soğuk kompost yönteminde ise yığın kendi hâline bırakılır, sıcaklık ortam sıcaklığının çok üstüne çıkmaz.
| Ölçüt | Sıcak yöntem | Soğuk yöntem | Solucan kompostu |
|---|---|---|---|
| Tipik süre | 2–4 ay | 6–18 ay | 3–6 ay |
| İşgücü | Yüksek (düzenli çevirme) | Çok düşük | Orta (besleme takibi) |
| Ot tohumu kontrolü | İyi | Zayıf | Zayıf |
| Alan ihtiyacı | En az 1 m³ | Esnek | Küçük kutu, balkona uygun |
Kompostu "gübre" diye tanımlamak eksik kalır. Çünkü etkisinin büyük kısmı besin vermekten değil, toprağın davranışını değiştirmekten gelir.
Organik madde, toprak parçacıklarını agregatlar hâlinde bir arada tutar. Killi topraklarda bu, sıkışmayı azaltıp havalanmayı artırır; kumlu topraklarda ise tam tersi bir işlev görür, suyun kök bölgesinden hızla süzülüp gitmesini engeller. Kompostun kendi ağırlığının birkaç katı su tutabilmesi, yaz aylarında sulama sıklığını gözle görülür biçimde düşürür. Yüzeye 2–3 cm kalınlığında malç olarak serildiğinde ise buharlaşma kaybı ayrıca azalır.
Kompostun azot, fosfor, potasyum içeriği ticari gübrelere kıyasla düşüktür ve parti parti değişir. Ancak bu besinler suda anında çözünüp yağmurla yıkanmaz; mikrobiyal faaliyetle sezon boyunca yavaşça serbest kalır. Yanma riski yoktur. Ayrıca kompost toprağın pH tamponlama kapasitesini ve katyon değişim kapasitesini yükseltir, yani toprağın besin tutma yeteneğini artırır.